uzm.dr.muberrakulu

uzm.dr.muberrakulu Psikiyatrist
Psikoterapist
Cinsel terapist

26/12/2025

Farmakoterapi, psikolojik bozuklukların tedavisinde ilaç kullanımını ifade eder. İlaçlar; kaygı, depresyon, panik atak, obsesyon, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi durumları beyin kimyası üzerinden düzenleyerek kişinin belirtilerini hafifletir.

• En önemli nokta: Farmakoterapi tek başına “kişiliği değiştirmez” veya “yapay bir mutluluk yaratmaz.”
İlaçlar, beyindeki düzeni bozulmuş sistemleri dengeleyerek kişinin hayatla daha sağlıklı şekilde baş edebilmesini sağlar.

Farmakoterapi ne zaman gerekir?
✔ Belirtiler hayat kalitesini ciddi etkiliyorsa
✔ Terapi tek başına yeterli gelmiyorsa
✔ Uyku, iştah, enerji seviyelerinde belirgin bozulma varsa
✔ Panik atak, ağır kaygı veya yoğun depresif dönem yaşanıyorsa
✔ Psikolojik belirtiler fizyolojik bozukluklara yol açıyorsa (uyku açlığı, kilo kaybı, ajitasyon)

Neden önemlidir?
• Beyin, duyguları ve davranışları yöneten kimyasal sistemlerle çalışır.
Bu sistemlerde dengesizlik olduğunda yalnızca “iradeyle toparlanmak” mümkün olmayabilir.
İlaçlar bu dengeyi yeniden sağlayarak terapi sürecini de daha etkili hâle getirir.

Farmakoterapi ile ilgili yanlış bilinenler:
❌ “İlaç bağımlılık yapar”
→ Çoğu psikiyatrik ilaç düzenli dozda bağımlılık yapmaz; doktor kontrolü riski yönetir.

❌ “İlaç kullanırsam güçlü biri olmam”
→ Tam aksine, destek almak güçlülük göstergesidir.

❌ “İlaçlar beni uyuşturur”
→ Doğru ilaç ve doz seçildiğinde kişi dinginleşir, işlevselliği artar.

Amaç kişiyi “değiştirmek” değil; kişinin zihinsel kapasitesini toparlayarak kendine dönüş yolculuğunu kolaylaştırmaktır.

Varoluşçu psikoterapi, “insanın neden yaşadığı”, “hayatının anlamı”, “özgürlük ve sorumluluk”, “yalnızlık”, “seçim” ve “...
19/12/2025

Varoluşçu psikoterapi, “insanın neden yaşadığı”, “hayatının anlamı”, “özgürlük ve sorumluluk”, “yalnızlık”, “seçim” ve “ölüm” gibi varoluşsal temalara odaklanan, insanı bütünlüğüyle ele alan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Kişiyi yalnızca belirtileriyle değil; yaşam hikâyesi, seçimleri, değerleri ve özgün varlığıyla anlamaya çalışır.

Bu terapi yaklaşımı hangi soruların etrafında şekillenir?
✔ “Ben kimim?”
✔ “Hayatımın bana ait olan tarafı nerede?”
✔ “Seçimlerimi ben mi yapıyorum, yoksa yaşam beni mi sürüklüyor?”
✔ “Neden içimde sürekli bir boşluk hissi var?”
✔ “Yalnızlık beni neden bu kadar korkutuyor?”
✔ “Ölüm fikri üzerimde neden baskı yaratıyor?”

• Varoluşçu psikoterapi, sorunları ortadan kaldırmayı değil; kişinin kendi anlamını bulmasını, öz iradesini fark etmesini ve hayatın kaçınılmazlarını kabullenerek güçlenmesini amaçlar.

Terapi sürecinde neler çalışılır?
– Kişinin yaşam sorumluluğunu alması
– Özgürlüğün yarattığı kaygılar
– Hayatın boşluk ve belirsizlik duygusu
– Kişisel değerlerin keşfi
– Kimlik ve varoluşsal farkındalık
– Ölüm, kayıp, yalnızlık gibi temel insan deneyimleri

• Bu terapide amaç:
“Hayatını nasıl daha anlamlı yaşayabilirsin?” sorusuna kişinin kendi cevabını bulmasına destek olmaktır.
İyileşme dışsal değil, içsel bir yolculuktur.

Ulusal Bağımlılık Kongremizde ‘ Erişkinde Bağımlılık ve DEHB ilişkisi’ konuştuk.
16/12/2025

Ulusal Bağımlılık Kongremizde ‘ Erişkinde Bağımlılık ve DEHB ilişkisi’ konuştuk.

Zaman zaman hepimiz yorgun hissederiz. Ancak her şeye karşı tepkisizleşmek, duyguların silikleşmesi, sevinç ve üzüntüye ...
15/12/2025

Zaman zaman hepimiz yorgun hissederiz. Ancak her şeye karşı tepkisizleşmek, duyguların silikleşmesi, sevinç ve üzüntüye aynı mesafede kalmak… İşte bu durum yalnızca bir yorgunluk değil, zihinsel ve duygusal sistemin kendini koruma biçimi olabilir.

• Duygusal donukluk;
– Ağlamayı unutmak,
– Gülmekte zorlanmak,
– Bir şeylerden heyecan duyamamak,
– Sevdiğin aktivitelerden bile keyif alamamak,
– “Hiçbir şey hissedemiyorum” demekle kendini gösterir.

• Bu hâl genellikle bir anda gelmez. Yavaşça, adım adım yaşama yerleşir:
✔ Uzun süreli stres
✔ Tükenmişlik
✔ Travmalar
✔ Depresyon
✔ Aşırı sorumluluk
✔ Sürekli “güçlü olma” baskısı
✔ Duyguların yıllarca bastırılması

Sinir sistemi, kaldıramadığı duygusal yükü “kapatmaya” başlayabilir. Bu da kişinin hem kendine hem hayata karşı mesafeli hissetmesine yol açar.

• Duygusal donukluk bir zayıflık değildir; tamamen aşırı yüklenmiş bir sistemin kendini koruma refleksidir.
Beden “artık fazla geldi” demektedir.

• Bu döngü kırılabilir mi?
Evet.
Duyguları güvenli bir ortamda konuşmak, düzenli terapi desteği, sinir sistemini sakinleştiren teknikler ve yaşam düzeni değişiklikleri, duygusal canlılığı geri getirebilir.

• Tepkisizliğiniz, hissetmemeniz değil… uzun süre hissetmekten yorulmuş olmanızdır.

Herkesi memnun etmeye çalışmak, dışarıdan “nazik olmak”, “fedakâr olmak”, “iyi niyet” gibi görünse de iç dünyada çok dah...
12/12/2025

Herkesi memnun etmeye çalışmak, dışarıdan “nazik olmak”, “fedakâr olmak”, “iyi niyet” gibi görünse de iç dünyada çok daha yorucu bir dinamik çalışır.
Bu davranışın altında çoğu zaman onaylanma ihtiyacı, reddedilme korkusu, çocuklukta öğrenilmiş baş etme stratejileri ve öz-değer yaraları vardır.

• Bir kişi herkesi memnun etmeye çalıştığında:
✔ Kendi ihtiyaçlarını geri plana iter
✔ “Hayır” diyemez
✔ Eleştirilmekten aşırı korkar
✔ En küçük çatışmada bile panik olur
✔ Karşı tarafın memnuniyeti üzerine aşırı odaklanır
✔ Bir süre sonra içten içe kırgınlık biriktirir

• Zihnin alt sesi şöyledir:
“Eğer herkesi memnun edersem beni severler.”
“Hayır dersem beni reddederler.”
“Benim duygum değil, onların duygusu önemli.”

• Bu döngü zamanla kişiyi tüketir. Çünkü insan, kendini yok sayarak ilişkide var olamaz.
Görünürde herkes mutlu olur… ama kişi içten içe yalnızlaşır.

Bu davranışın kökeninde neler olabilir?
✔ Çocuklukta koşullu sevgi deneyimi
✔ Fazla sorumluluk yüklenmiş bir çocukluk
✔ Sürekli “iyi çocuk” olma baskısı
✔ Öz-değeri ilişkiler üzerinden kurma
✔ Terk edilme veya dışlanma korkusu

Nasıl kırılır?
• Küçük sınırlar koyarak
• “Hayır” demeyi pratik ederek
• Kendi duygusunu önce fark ederek
• Karşının duygusundan sorumlu olmadığını öğrenerek
• Profesyonel destekle derin inançları dönüştürerek

• Herkesi memnun etmeye çalışmak sevgi değil; kendini kaybetme pahasına huzur arayışıdır.
Gerçek huzur, kendi sınırını koruyabildiğinde gelir.

11-12-13 Aralıkta kliniğimiz kapalı olacaktır
09/12/2025

11-12-13 Aralıkta kliniğimiz kapalı olacaktır

Sürekli yorgun hissetmek, “çok çalıştım” ya da “uykusuz kaldım” açıklamalarıyla geçiştirilen bir durum değildir. Bedenin...
08/12/2025

Sürekli yorgun hissetmek, “çok çalıştım” ya da “uykusuz kaldım” açıklamalarıyla geçiştirilen bir durum değildir. Bedenin bitmeyen yorgunluğu çoğu zaman duygusal, zihinsel veya fizyolojik bir aşırı yükün işaretidir.

• Yorgunluk bazen şöyle hissedilir:
– Sabah kalkınca bile dinlenmemiş olmak
– En küçük işin bile gözünde büyümesi
– Beynin sisli olması (brain fog)
– Motivasyon kaybı
– Konsantrasyon güçlüğü
– Sosyal hayata karşı isteksizlik

• Bu belirtiler, vücudun “geçmişte bıraktığın şeyleri ben taşımaya devam ediyorum” deme biçimidir.

Sürekli yorgunluğun olası nedenleri:
✔ Uykunun kalitesiz olması (kesintili uyku, uyku apnesi)
✔ Kronik stres
✔ Kaygı ve depresyon
✔ Duygusal yükler
✔ Tükenmişlik sendromu
✔ Beslenme düzensizlikleri
✔ Hormon dengesizlikleri
✔ Vitamin-mineral eksiklikleri

• Yorgunluk, sadece dinlenerek geçen bir durum değildir. Bazen beden değil, zihin yorulmuştur.
Gerçekte kişi “enerjisiz” değil; aşırı uyarılmış olabilir.

• Yorgunlukla baş etmenin yolu:
– Düzenli uyku
– Sinir sistemini sakinleştirici nefes ve farkındalık çalışmaları
– Beslenme düzeni
– Duygusal destek
– Fazla yükleri fark edip azaltmak

• Sürekli yorgunluk, bedenin fısıltısıdır. Onu duymak iyileşmenin ilk adımıdır.

Topluluk içinde konuşamamak çoğu kişinin düşündüğü gibi “utangaçlık” değildir. Çoğu zaman kişinin zihninde, kalbinde ve ...
04/12/2025

Topluluk içinde konuşamamak çoğu kişinin düşündüğü gibi “utangaçlık” değildir. Çoğu zaman kişinin zihninde, kalbinde ve bedeninde aynı anda çalışan yüksek kaygı döngüsünün sonucudur.
Zihin, konuşmaya başlamadan önce onlarca ihtimali hesaplar:
“Ya yanlış bir şey söylersem?”
“Ya insanlar sıkılırsa?”
“Ya sesim titrerse?”
“Ya beni yargılarlarsa?”

• Bu düşünceler konuşmanın kendisinden daha yorucudur. Beden de bu kaygıya şu şekilde tepki verir:
– Kalp hızlanır,
– Eller terler,
– Boğaz kurur,
– Ses titrer,
– Zihin kelimeleri toparlamakta zorlanır.

• Aslında toplulukta konuşamamak, kişisel yetersizlik değil; sinir sisteminin “tehlike var” algısına verdiği doğal tepkidir.
Kişi çoğu zaman kendini tehdit altında hissetmez ama “değerlendirilme korkusu”, beyin için gerçek bir tehdit gibi algılanır.

• Bu durum genellikle şunlarla ilişkilidir:
✔ Çocuklukta eleştirilmek veya susturulmak
✔ Mükemmeliyetçilik
✔ Öz-değer sorunları
✔ Sosyal kaygı
✔ Aşırı düşünme alışkanlığı

• İyileşme ise konuşmaya zorlanmakla değil; güvenli deneyimler oluşturmak, bedeni regüle etmek ve iç sesin yargılarını yumuşatmakla başlar.
Zamanla kişi “konuşmaya değil, bağlantı kurmaya” odaklanır ve kaygı azalır.

24/11/2025
Obsesif düşünce, sanki zihninizin içinde kendi başına dönüp duran ve “Git” demenize rağmen kalmayı seçen bir misafir gib...
24/11/2025

Obsesif düşünce, sanki zihninizin içinde kendi başına dönüp duran ve “Git” demenize rağmen kalmayı seçen bir misafir gibidir. “Ya kapıyı kilitlemeyi unuttuysam?” veya “Ya sevdiğim zarar görürse?” gibi tekrar eden, mantıksız ama güçlü düşünceler…

Bu tür düşüncelerle başa çıkmak zaman alır ama küçük adımlar büyük fark yaratabilir.

👉 Küçük adımlar için;

Düşünceye isim verin: Ona “takıntı” ya da başka bir isim vererek, kendi düşüncelerinizden ayırmaya başlayın. “Bu benim değil, bu takıntım.”
Zaman tanıyın: “Tamam, bu düşünce geldi. Onunla 5 dakika duracağım” deyin. Bu, kaçma çabasını azaltır.
Dikkati başka yöne çekin: Fiziksel bir aktivite (yürüyüş, bulaşık yıkamak, müzik dinlemek) zihnin odağını değiştirir.
Nefes farkındalığı: Derin nefes almak, bedeni rahatlatır ve düşünceye eşlik eden gerginliği azaltır.
Küçük başarıları kutlayın: Ne kadar kısa da olsa, takıntıdan uzak kaldığınız anları fark edin.

💡 Obsesyonlar tek başına yok olmaz; ama onlarla mücadelede sabır, tekrar ve doğru teknikler çok işe yarar. Profesyonel destek süreci hızlandırır.

#️⃣

21/11/2025

Uyku kalitesi sadece fiziksel değil, aynı zamanda zihinsel sağlık için de kritik. Yeterli ve kaliteli uyku, beynin duyguları düzenleme, hafızayı güçlendirme ve problem çözme yeteneğini besler.
Uyku bozulduğunda ise anksiyete, depresyon ve odaklanma sorunları artar.

👉 Uyku hijyeni nedir?
Uyku hijyeni, uykuya hazırlanma ve uyku ortamını düzenleme alışkanlıklarının bütünüdür.

Birkaç basit ama etkili kural uyku hijyeninizi artıracaktır:

Aynı saatte yatmak ve kalkmak (hatta hafta sonları bile)
Yatak odasını sadece uyku için kullanmak; telefona, tablete, TV’ye yatakta izin vermemek
Loş ışık ve sessizlik; gerekirse perde, kulak tıkacı kullanmak,
Kafein ve ağır yemeklerden kaçınmak; özellikle uykuya 3-4 saat kala
Gün ışığı almak; sabahları doğal ışık beynin biyolojik saatini düzenler

💡 İyi uyku, beynin “mental bakım” yapması gibidir. Uyku hijyeni bozulduğunda, zihinsel yorgunluk birikir ve duygusal denge zorlanır. Sağlıklı uyku alışkanlığı, ruh sağlığının temel taşlarından biridir.

17/11/2025

Panik atak yaşayanlar, o an gerçekten “kalp krizi geçiriyorum” hissine kapılabilir. Çünkü panik atağın fiziksel belirtileri çok yoğun hissedilir.
Asıl sorun, bedenin “acil tehlike” moduna aşırı hızlı girmesi ve beyne “kaç ya da savaş” sinyalini göndermesidir.

👉 En sık görülen belirtiler:

Çok hızlı kalp atışı (çarpıntı)
Nefes darlığı veya boğulma hissi
Göğüste sıkışma veya baskı
Terleme, titreme
Mide bulantısı
Ellerde, ayaklarda uyuşma veya karıncalanma
Baş dönmesi, denge kaybı
Kontrolü kaybetme veya “şimdi ölürüm” düşüncesi

👉 Bu belirtiler neden olur?
Beden, aslında ortada fiziksel bir tehlike olmasa da, stres hormonlarını (adrenalin vb.) salgılar. Kalp atışı artar, nefes hızlanır, kaslar gerilir; çünkü beyin “tehlike var” diye düşünür.

💡 Panik atağın bu belirtilerinin farkında olmak, tekrar yaşandığında “Bu bir panik hali, geçecek” diyebilmenizi sağlar. Nefes teknikleri, kas gevşetme ve zihinsel odak değiştirme çalışmaları bu noktada hayat kurtarabilir.

Address

GOP Bulvarı Niksar Yolu Kavşağı No:74/1
Tokat
60100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 11:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when uzm.dr.muberrakulu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to uzm.dr.muberrakulu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram