uzm.dr.muberrakulu

uzm.dr.muberrakulu Psikiyatrist
Psikoterapist
Cinsel terapist

23/01/2026

Duygusal dalgalanmalar insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Her duygu sürekli aynı yoğunlukta kalmaz; beden, hormonlar, stres, uyku ve yaşam olayları duyguların ritmini etkiler.
Ancak bazı dalgalanmalar bir işaret niteliği taşır ve sinir sisteminin zorlandığını gösterir.

Duygusal dalgalanmalar şu durumlarda anlamlı bir uyarı hâline gelebilir:

• Dalgalanmalar günlük işlevselliği etkilemeye başladığında
İş, okul, sosyal ilişkiler bozuluyorsa zemin duygusu hassastır.

• Tepkiler olayla orantısız hâle geldiğinde
Küçük bir uyarana aşırı yoğun tepki veriliyorsa, bu geçmiş deneyimlerin tetiklendiğini gösterebilir.

• Dalgalanmalar sık, yoğun ve hızlı geçiyorsa
Sinir sisteminin regülasyon kapasitesi düşmüş olabilir.

• Uyku, iştah, enerji ritmi değiştiğinde

• “Kendimi tanıyamıyorum” hissi başladığında
Kişi duygularına yabancılaştığını hissettiğinde bu, içsel yükün arttığını gösterir.

• Duygu düzenlemede zorlanma ilişkilere yansımaya başladığında

Bu işaretler bir arıza değil; içsel düzenleme kapasitesinin destek istediğini gösteren doğal sinyallerdir.
Duygu dalgalanması, bazen “dengeleme ihtiyacı”nın en erken göstergesidir.

✔ Duyguların dalgalanması normaldir; ancak yoğunluk, sıklık ve işlevsellik değiştiğinde bu, sinir sisteminin “yardım” çağrısına dönüşebilir.

16/01/2026

Kontrol ihtiyacı sandığımız gibi “disiplinli olma isteği” değildir; zihin için güvende hissetme stratejisidir.
Belirsizliğin tehdit gibi algılandığı bir iç dünya, kontrol üzerinden düzen kurmaya çalışır. Fakat bu strateji kısa vadede rahatlatırken, uzun vadede kişiyi tüketebilir.

Kontrolün yorucu olmasının temel nedenleri:

• Belirsizliğe tolerans düşüktür.
Zihin her ihtimali hesaplamak ister; bu da sürekli zihinsel yük oluşturur.

• Esneklik azalır.
Her şey planlandığı gibi gitmek zorundaymış gibi hissedilir; küçük aksaklıklar bile büyük kriz gibi algılanır.

• Sorumluluk aşırı büyür.
Kişi kontrol ettiği her şeyden kendini sorumlu hisseder—bu da yoğun suçluluk ve gerginlik yaratır.

• Sinir sistemi yüksek alarmda kalır.
“Sürekli tetikte olma” hâli bedensel ve zihinsel tükenmişliğe yol açabilir.

• İlişkilerde çatışma veya uzaklaşma görülebilir.
Aşırı kontrol, karşı tarafın alanını daralttığı için bağların gücünü azaltır.

Kontrol ihtiyacının kökeni çoğu zaman kaygı, güvensizlik ve geçmişte yaşanan belirsizlik deneyimlerinden gelir.
Kişi kontrol ederek güvende kalacağını sanır; ancak zamanla kontrolün kendisi en yorucu tehdit unsuru hâline gelir.

✔ Kontrol, kısa vadede güven verir; uzun vadede zihni, bedeni ve ilişkileri yoran bir yük hâline gelebilir.

Psikiyatrik ilaç tedavileri yıllardır yanlış anlaşılır:“İlaç duygularımı bastırır mı?”Oysa ilaç tedavisinin amacı duygul...
12/01/2026

Psikiyatrik ilaç tedavileri yıllardır yanlış anlaşılır:
“İlaç duygularımı bastırır mı?”
Oysa ilaç tedavisinin amacı duyguları bastırmak değil; duygusal sistemin taşımakta zorlandığı biyolojik yükü hafifletmektir.

İlaçlar ne yapar?

• Sinir sisteminin alarm seviyesini düşürür.
Kaygı, panik, aşırı uyarılma hali azalır.

• Duygu yoğunluğunun taşınabilir hâle gelmesini sağlar.
Depresyonda çöken enerji, anksiyetede yükselen gerilim ilaçla dengelenir.

• Düşünce akışını düzenler.
Aşırı analiz, ruminasyon, kontrol çabası yumuşar.

• Terapiye erişimi kolaylaştırır.
Duygusal sistem aşırı yük altındayken kişi terapiyi duyamaz; ilaç burada zihni “düzenleme penceresine” getirir.

İlaçlar duyguları yok etmez;
yoğunluğu azaltır, dalgalanmayı hafifletir ve duygulara ulaşılabilir bir alan açar.

Eğer kişi “hissizleşme” yaşıyorsa bu genellikle doz ayarıyla çözülebilen geçici bir durumdur.

✔ İlaç tedavisi duyguları bastırmaz; sinir sistemini düzenleyerek duyguların daha sağlıklı akmasını sağlar.

Sessizleşmek, her zaman “sakinleşmek” ya da “rahatlamak” anlamına gelmez.Bazı insanlar zorlandıklarında içlerine döner, ...
09/01/2026

Sessizleşmek, her zaman “sakinleşmek” ya da “rahatlamak” anlamına gelmez.
Bazı insanlar zorlandıklarında içlerine döner, konuşmayı azaltır, duygusal paylaşımı keser. Bu sessizlik dışarıdan “toparlıyor” gibi görünse de, çoğu zaman düzenlenmeye çalışan bir sinir sisteminin pasif savunma hâlidir.

Sessizleşme iki farklı biçimde ortaya çıkabilir:

🔹 1) Regülasyon Sessizliği (iyileştirici)
Kişi kendi iç alanına çekilerek nefesini, bedenini ve duygularını toparlar.
Bu doğal bir yenilenme biçimidir. Sessizlik burada kendine alan açmanın bir yoludur.
Zihnin gürültüsü azalır, beden güvenli modda dinlenir.

🔹 2) Kopuş Sessizliği (zorlanma belirtisi)
Kişi yoğun duygu taşırken “donma” tepkisiyle içe kapanır.
Bu, konuşamayacak kadar yük hisseden bir sinir sisteminin kendini koruma biçimidir.
İçte karışıklık devam eder ama dışa yansımaz.

Sessizliğin iyileştirici olup olmadığını belirleyen şey, sessizliğin ardındaki duygudur.
Eğer sessizlik rahatlama getiriyorsa iyileştirici; yalnızlık ve gerginlik yaratıyorsa zorlanma belirtisidir.

✔ Sessizleşmek bazen iyileşme alanıdır, bazen de zorlandığını anlatma biçimi. Fark, sessizliğin içindeki duygudadır.

Duygular bastırıldığında kaybolmaz; sadece yer altına çekilerek şekil değiştirir.Bu nedenle duyguları bastırmak çoğu zam...
05/01/2026

Duygular bastırıldığında kaybolmaz; sadece yer altına çekilerek şekil değiştirir.
Bu nedenle duyguları bastırmak çoğu zaman koruyucu gibi görünse de, uzun vadede hem bedeni hem zihni daha fazla yoran bir döngü yaratır.

Duyguları bastırmanın sonuçları:

• Bastırılan duygu bedensel belirti olarak geri dönebilir.
Kas gerginliği, baş ağrısı, mide sorunları, uykusuzluk… Bedende ifade bulur.

• Sinir sistemi tehlike algısını kapatamaz.
Bastırılmış duygular, tetikleyicilere karşı daha güçlü reaksiyonlar yaratabilir.

• Duygular birikir ve daha yoğun hissedilmeye başlar.
Hafif bir kırgınlık bile zamanla öfkeye, hafif bir kaygı panik hissine dönüşebilir.

• Kişi kendine yabancılaşır.
Duygular susturuldukça kişi “ne hissettiğini bilemez” hâle gelir.

• İlişkilerde duygusal kopukluk gelişebilir.
Duygusuna erişemeyen biri, yakın ilişki kurmakta zorlanabilir.

Duyguları bastırmak, kısa vadede “görmezden gelme” rahatlığı sağlar; fakat uzun vadede duygu regülasyon kapasitesini zayıflatır.
Koruyucu olan bastırmak değil, duygunun ne anlatmak istediğini fark edebilmektir.

✔ Bastırılan duygu korunmaz; görünmez hâle gelir ve daha yoğun şekilde geri döner.

Evet—bedensel ağrı her zaman fiziksel bir dokunun hasarını anlatmaz.İnsan bedeni, ruhsal yükleri de kas, nefes, sindirim...
02/01/2026

Evet—bedensel ağrı her zaman fiziksel bir dokunun hasarını anlatmaz.
İnsan bedeni, ruhsal yükleri de kas, nefes, sindirim, hatta bağışıklık sistemi üzerinden ifade eden bir yapıya sahiptir. Buna “psikofizyolojik etkileşim” denir; yani beden ve zihin birbirinden bağımsız değildir.

Ruhsal yükler bedeni nasıl etkileyebilir?

• Sinir sistemi sürekli alarmda olduğunda kaslar gevşeyemez.
Boyun, sırt, çene ve bel bölgesinde “sebebi bulunamayan” ağrılar ortaya çıkar.

• Bastırılmış duygular bedende gerilim biriktirir.
Öfke çeneye, kaygı mideye, üzüntü omuzlara yük bindirir.

• Stres hormonu (kortizol) uzun süre yüksek kaldığında beden inflamasyona daha yatkın hâle gelir.

• Derin nefes alamayan bir bedenin oksijen seviyesi düşer; bu durum kas yorgunluğu yaratabilir.

• Travmatik deneyimler sinir sistemini hassaslaştırır; küçük uyaranlar bile ağrı gibi hissedilebilir.

Bu ağrılar “hayal ürünü” değildir; bedendeki gerçek kasılmalar, gerilim düğümleri ve sinir sistemi aktivasyonunun doğal sonucudur.
Beden, ruhun anlayamadığı yükleri fiziksel sinyallerle dile getirir.

✔ Bedensel ağrı bazen bir dokuya değil, ruhun uzun süredir taşıdığı görünmez yükün ağırlığına işaret eder.

26/12/2025

Farmakoterapi, psikolojik bozuklukların tedavisinde ilaç kullanımını ifade eder. İlaçlar; kaygı, depresyon, panik atak, obsesyon, dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi durumları beyin kimyası üzerinden düzenleyerek kişinin belirtilerini hafifletir.

• En önemli nokta: Farmakoterapi tek başına “kişiliği değiştirmez” veya “yapay bir mutluluk yaratmaz.”
İlaçlar, beyindeki düzeni bozulmuş sistemleri dengeleyerek kişinin hayatla daha sağlıklı şekilde baş edebilmesini sağlar.

Farmakoterapi ne zaman gerekir?
✔ Belirtiler hayat kalitesini ciddi etkiliyorsa
✔ Terapi tek başına yeterli gelmiyorsa
✔ Uyku, iştah, enerji seviyelerinde belirgin bozulma varsa
✔ Panik atak, ağır kaygı veya yoğun depresif dönem yaşanıyorsa
✔ Psikolojik belirtiler fizyolojik bozukluklara yol açıyorsa (uyku açlığı, kilo kaybı, ajitasyon)

Neden önemlidir?
• Beyin, duyguları ve davranışları yöneten kimyasal sistemlerle çalışır.
Bu sistemlerde dengesizlik olduğunda yalnızca “iradeyle toparlanmak” mümkün olmayabilir.
İlaçlar bu dengeyi yeniden sağlayarak terapi sürecini de daha etkili hâle getirir.

Farmakoterapi ile ilgili yanlış bilinenler:
❌ “İlaç bağımlılık yapar”
→ Çoğu psikiyatrik ilaç düzenli dozda bağımlılık yapmaz; doktor kontrolü riski yönetir.

❌ “İlaç kullanırsam güçlü biri olmam”
→ Tam aksine, destek almak güçlülük göstergesidir.

❌ “İlaçlar beni uyuşturur”
→ Doğru ilaç ve doz seçildiğinde kişi dinginleşir, işlevselliği artar.

Amaç kişiyi “değiştirmek” değil; kişinin zihinsel kapasitesini toparlayarak kendine dönüş yolculuğunu kolaylaştırmaktır.

Varoluşçu psikoterapi, “insanın neden yaşadığı”, “hayatının anlamı”, “özgürlük ve sorumluluk”, “yalnızlık”, “seçim” ve “...
19/12/2025

Varoluşçu psikoterapi, “insanın neden yaşadığı”, “hayatının anlamı”, “özgürlük ve sorumluluk”, “yalnızlık”, “seçim” ve “ölüm” gibi varoluşsal temalara odaklanan, insanı bütünlüğüyle ele alan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Kişiyi yalnızca belirtileriyle değil; yaşam hikâyesi, seçimleri, değerleri ve özgün varlığıyla anlamaya çalışır.

Bu terapi yaklaşımı hangi soruların etrafında şekillenir?
✔ “Ben kimim?”
✔ “Hayatımın bana ait olan tarafı nerede?”
✔ “Seçimlerimi ben mi yapıyorum, yoksa yaşam beni mi sürüklüyor?”
✔ “Neden içimde sürekli bir boşluk hissi var?”
✔ “Yalnızlık beni neden bu kadar korkutuyor?”
✔ “Ölüm fikri üzerimde neden baskı yaratıyor?”

• Varoluşçu psikoterapi, sorunları ortadan kaldırmayı değil; kişinin kendi anlamını bulmasını, öz iradesini fark etmesini ve hayatın kaçınılmazlarını kabullenerek güçlenmesini amaçlar.

Terapi sürecinde neler çalışılır?
– Kişinin yaşam sorumluluğunu alması
– Özgürlüğün yarattığı kaygılar
– Hayatın boşluk ve belirsizlik duygusu
– Kişisel değerlerin keşfi
– Kimlik ve varoluşsal farkındalık
– Ölüm, kayıp, yalnızlık gibi temel insan deneyimleri

• Bu terapide amaç:
“Hayatını nasıl daha anlamlı yaşayabilirsin?” sorusuna kişinin kendi cevabını bulmasına destek olmaktır.
İyileşme dışsal değil, içsel bir yolculuktur.

Ulusal Bağımlılık Kongremizde ‘ Erişkinde Bağımlılık ve DEHB ilişkisi’ konuştuk.
16/12/2025

Ulusal Bağımlılık Kongremizde ‘ Erişkinde Bağımlılık ve DEHB ilişkisi’ konuştuk.

Zaman zaman hepimiz yorgun hissederiz. Ancak her şeye karşı tepkisizleşmek, duyguların silikleşmesi, sevinç ve üzüntüye ...
15/12/2025

Zaman zaman hepimiz yorgun hissederiz. Ancak her şeye karşı tepkisizleşmek, duyguların silikleşmesi, sevinç ve üzüntüye aynı mesafede kalmak… İşte bu durum yalnızca bir yorgunluk değil, zihinsel ve duygusal sistemin kendini koruma biçimi olabilir.

• Duygusal donukluk;
– Ağlamayı unutmak,
– Gülmekte zorlanmak,
– Bir şeylerden heyecan duyamamak,
– Sevdiğin aktivitelerden bile keyif alamamak,
– “Hiçbir şey hissedemiyorum” demekle kendini gösterir.

• Bu hâl genellikle bir anda gelmez. Yavaşça, adım adım yaşama yerleşir:
✔ Uzun süreli stres
✔ Tükenmişlik
✔ Travmalar
✔ Depresyon
✔ Aşırı sorumluluk
✔ Sürekli “güçlü olma” baskısı
✔ Duyguların yıllarca bastırılması

Sinir sistemi, kaldıramadığı duygusal yükü “kapatmaya” başlayabilir. Bu da kişinin hem kendine hem hayata karşı mesafeli hissetmesine yol açar.

• Duygusal donukluk bir zayıflık değildir; tamamen aşırı yüklenmiş bir sistemin kendini koruma refleksidir.
Beden “artık fazla geldi” demektedir.

• Bu döngü kırılabilir mi?
Evet.
Duyguları güvenli bir ortamda konuşmak, düzenli terapi desteği, sinir sistemini sakinleştiren teknikler ve yaşam düzeni değişiklikleri, duygusal canlılığı geri getirebilir.

• Tepkisizliğiniz, hissetmemeniz değil… uzun süre hissetmekten yorulmuş olmanızdır.

Herkesi memnun etmeye çalışmak, dışarıdan “nazik olmak”, “fedakâr olmak”, “iyi niyet” gibi görünse de iç dünyada çok dah...
12/12/2025

Herkesi memnun etmeye çalışmak, dışarıdan “nazik olmak”, “fedakâr olmak”, “iyi niyet” gibi görünse de iç dünyada çok daha yorucu bir dinamik çalışır.
Bu davranışın altında çoğu zaman onaylanma ihtiyacı, reddedilme korkusu, çocuklukta öğrenilmiş baş etme stratejileri ve öz-değer yaraları vardır.

• Bir kişi herkesi memnun etmeye çalıştığında:
✔ Kendi ihtiyaçlarını geri plana iter
✔ “Hayır” diyemez
✔ Eleştirilmekten aşırı korkar
✔ En küçük çatışmada bile panik olur
✔ Karşı tarafın memnuniyeti üzerine aşırı odaklanır
✔ Bir süre sonra içten içe kırgınlık biriktirir

• Zihnin alt sesi şöyledir:
“Eğer herkesi memnun edersem beni severler.”
“Hayır dersem beni reddederler.”
“Benim duygum değil, onların duygusu önemli.”

• Bu döngü zamanla kişiyi tüketir. Çünkü insan, kendini yok sayarak ilişkide var olamaz.
Görünürde herkes mutlu olur… ama kişi içten içe yalnızlaşır.

Bu davranışın kökeninde neler olabilir?
✔ Çocuklukta koşullu sevgi deneyimi
✔ Fazla sorumluluk yüklenmiş bir çocukluk
✔ Sürekli “iyi çocuk” olma baskısı
✔ Öz-değeri ilişkiler üzerinden kurma
✔ Terk edilme veya dışlanma korkusu

Nasıl kırılır?
• Küçük sınırlar koyarak
• “Hayır” demeyi pratik ederek
• Kendi duygusunu önce fark ederek
• Karşının duygusundan sorumlu olmadığını öğrenerek
• Profesyonel destekle derin inançları dönüştürerek

• Herkesi memnun etmeye çalışmak sevgi değil; kendini kaybetme pahasına huzur arayışıdır.
Gerçek huzur, kendi sınırını koruyabildiğinde gelir.

11-12-13 Aralıkta kliniğimiz kapalı olacaktır
09/12/2025

11-12-13 Aralıkta kliniğimiz kapalı olacaktır

Address

GOP Bulvarı Niksar Yolu Kavşağı No:74/1
Tokat
60100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 11:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when uzm.dr.muberrakulu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to uzm.dr.muberrakulu:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram