Psk. Dr. Ahmet Erdem

Psk. Dr. Ahmet  Erdem Eğitim

Kıyas Yorgunluğu: Yazın Sosyal Medyada Kaybolma HissiYaz mevsimi...Herkes tatilde, bronz tenli, fit görünümlü, âşık ve ç...
08/07/2025

Kıyas Yorgunluğu: Yazın Sosyal Medyada Kaybolma Hissi
Yaz mevsimi...
Herkes tatilde, bronz tenli, fit görünümlü, âşık ve çok “mutlu”. En azından hikâyeler öyle söylüyor.
Peki ya sen?

Eğer elinde telefonla scroll yaparken kendini eksik, yetersiz ya da geri kalmış hissediyorsan yalnız değilsin.
Bu duyguya bir adı var: Kıyas yorgunluğu.

Neden Yazın Daha Yoğun Hissediyoruz?
Yaz ayları, “mutluluk mevsimi” olarak kodlanır. Güneş, tatil, açık alanlar, bol sosyal aktivite...
Sosyal medya da bu beklentiyi körükler.
Ama dikkat:
📌 Paylaşılanlar bir hayatın tümü değil, sadece vitrini.
📌 Kimse yalnız akşamlarını, kendine duyduğu güvensizliği ya da kaygılarını story olarak paylaşmaz.
📌 Başkalarının “en iyi anlarını”, kendi “en zor anlarınla” kıyaslamak seni sadece yorar.

Kıyaslamak Neyi Değiştirir?
Hiçbir şeyi.
Ama kendini yetersiz hissetmeni sağlayabilir.
Bu, değerinle ilgili değil.
Zihnin, dışarıda olanı tehdit gibi algılayıp seni “geride kalma” hissine iter. Bu evrimsel olarak bizde var.
Ama bugün, bu kıyas beynin değil, algoritmaların işi.
Ve bu seni tanımıyor.
Senin hislerini senin kadar bilen bir ekran yok.

🌿 Ne Yapabilirsin?
✨ Gerçekliği hatırla. Vitrin değil, derinlik önemli.
✨ Sosyal medya detoksu yap. 1 gün bile zihnini ferahlatabilir.
✨ Kendine dön. “Benim bu yaz neye ihtiyacım var?” diye sor.
✨ Küçük şeyleri fark et. Güneş ışığı, esinti, bir fincan kahve... hepsi senin hayatından sahneler.
✨ Kendine karşı nazik ol. Her mevsimin senin için aynı geçmek zorunda değil.

📌 Unutma: Başkasının yazı, senin hikâyenin özeti olamaz.
Senin yolun bambaşka ve bu yol, kıyasla değil kabul ve şefkatle ilerler.

Vücut İmajı Kaygısı Nedir?Vücut imajı, kişinin kendi bedeni hakkındaki düşüncelerini, duygularını ve algılarını ifade ed...
14/06/2025

Vücut İmajı Kaygısı Nedir?
Vücut imajı, kişinin kendi bedeni hakkındaki düşüncelerini, duygularını ve algılarını ifade eder.
Vücut imajı kaygısı ise, kişinin dış görünüşüyle ilgili olumsuz düşünceler geliştirmesi ve bu düşüncelerin psikolojik rahatsızlıklara yol açması durumudur.

Neler Bu Kaygıyı Tetikler?
🔹 Sosyal medya ve ideal beden algısı
🔹 Kitle iletişim araçlarında tek tip güzellik anlayışı
🔹 Aile ve çevre baskısı
🔹 Çocuklukta alınan eleştiriler
🔹 Aynada kendini sürekli eleştirme alışkanlığı
🔹 Yaz aylarında bedenin daha görünür hale gelmesi (plaj sezonu, ince kıyafetler)

Vücut İmajı Kaygısının Psikolojik Etkileri
•⁠ ⁠Öz güven eksikliği
•⁠ ⁠Sosyal ortamlardan kaçınma
•⁠ ⁠Anksiyete ve depresyon
•⁠ ⁠Yeme bozuklukları (anoreksiya, bulimiya, tıkınırcasına yeme)
•⁠ ⁠Aşırı spor veya diyet davranışları
•⁠ ⁠Takıntılı davranışlar (sürekli tartılma, aynada beden kontrolü)

Unutma!
Mükemmel beden diye bir şey yoktur.
Güzellik algısı kültürlere, dönemlere ve kişilere göre değişir.
Kendini sadece dış görünüşle tanımlamak, içsel değerlerini gölgede bırakabilir.
Sağlıklı olmak = Zayıf olmak değildir.
Sosyal medyada gördüğün bedenlerin çoğu filtrelidir, gerçeği yansıtmaz.

Ne Yapabilirsin?
Kendine şefkatle yaklaş
Sosyal medya detoksu yap
Kendi bedenine odaklan, başkalarıyla kıyaslama
Profesyonel destek almaktan çekinme
Kendini dış görünüşün ötesinde tanımlamayı öğren

Bazen bir ilişki biter, ama zihin bitiremez.Cümle tamamlanır, ama nokta konmaz.İşte buna psikolojide "açık kapı bırakmak...
01/06/2025

Bazen bir ilişki biter, ama zihin bitiremez.
Cümle tamamlanır, ama nokta konmaz.
İşte buna psikolojide "açık kapı bırakmak" denir.

Bu durum;
– Net bir kapanışın yapılmadığı,
– Belirsizliğin sürdüğü,
– “Ya bir gün geri dönerse?” gibi beklentilerin korunduğu durumları ifade eder.

Açık kapı bırakmak, zihni geçmişte tutar.
Ve bu da, duygusal iyileşmeyi geciktirir.

Peki neden kapatamayız?
– Vedalaşmaktan korkarız.
– Belki hala umut ederiz.
– Kapanışı ihmal ederiz.
– Karşı taraf net değildir.

Unutma:
Her kapı kapatılmak zorunda değildir.
Ama bazıları, içeride kalmamak için kapatılmalıdır.

Bazen odanız aynı kalır, eviniz aynı, çevreniz değişmemiştir ama kendinizi sıkışmış hissedersiniz. Geniş dünyanız, yavaş...
20/05/2025

Bazen odanız aynı kalır, eviniz aynı, çevreniz değişmemiştir ama kendinizi sıkışmış hissedersiniz. Geniş dünyanız, yavaş yavaş dört duvara çekilmiş gibi olur. Bu, fiziksel değil, psikolojik bir daralma halidir. Neden Yaşam Alanımız Daralır?
Kaygı: Dış dünyaya dair korkular, adım atmamızı engeller. “Ya başarısız olursam?” düşüncesi bizi evde tutar.

Travmalar: Geçmişte yaşanan olumsuzluklar, güvenli alanlarımızı azaltır.

Tükenmişlik: Zihinsel yorgunluk, en basit kararları bile ağırlaştırır. Hareket alanımız gitgide daralır.

Kontrol İhtiyacı: Belirsizlikten korkan zihin, tanıdık alanlara sıkı sıkıya tutunur. bu süreçte Hayat rutine biner, yeniliklerden uzaklaşılır.

Sosyal ilişkiler azalır, içe kapanma artar.

Yaratıcılık körelir, heyecan yerini durağanlığa bırakır.

İçsel sesimiz bile daha sessiz hale gelir. Zihinsel daralma, fark edilmediğinde hayatı küçültür. Ama fark edildiğinde, bir dönüşümün kapısıdır.

Bazen her şey üst üste gelir...Nefes almak zorlaşır, düşünceler ağırlaşır, kalbinin sesi bile uzaklaşır.Kendini yetersiz...
13/05/2025

Bazen her şey üst üste gelir...
Nefes almak zorlaşır, düşünceler ağırlaşır, kalbinin sesi bile uzaklaşır.
Kendini yetersiz, yalnız, çıkışsız hissedersin.
Ama bil ki, bu his kalıcı değil.

İçinde hâlâ bir yerlerde güç var.
Belki sessiz, belki yorgun… ama orada.
Bugün sadece bir adım at:
Erken kalk, pencereyi aç, derin bir nefes al, adını bile unuttuğun hayalini hatırla.

Unutma:
Suya batarken değil, vazgeçtiğinde boğulursun.
Ve sen, hâlâ çırpınıyorsan, hâlâ yaşıyorsun demektir.
Kendin için kalk. Bugün yeniden başlamak için güzel bir gün.

Kendini başkalarının beklentilerine göre şekillendirmekten yorulmadın mı?Her onay için biraz daha uzaklaştın kendinden…A...
07/05/2025

Kendini başkalarının beklentilerine göre şekillendirmekten yorulmadın mı?
Her onay için biraz daha uzaklaştın kendinden…
Aynaya bakınca yansıyan kişiyi tanıyor musun hâlâ?

Unutma…
Herkes seni sevmek zorunda değil.
Zaten sen de herkesin sevgisini kazanmak için yaratılmadın.

Maskelerini bırak.
Gerçek seni görebilen ve o hâlinle sevenlerle devam et yoluna.
Çünkü en büyük özgürlük, kendin olabildiğin yerlerde başlar.

Bir Film, Bir Hayatın Aynası Olabilir mi?Bazen izlediğimiz bir film, içimizde sessizce yankılanan bir sorunun cevabı olu...
28/04/2025

Bir Film, Bir Hayatın Aynası Olabilir mi?

Bazen izlediğimiz bir film, içimizde sessizce yankılanan bir sorunun cevabı olur...
Bazen bir karakterin mücadelesi, kendi yarım kalmış hikâyemize ışık tutar.

Sinematerapi tam da bu yüzden var:
Bir filmi sadece izlemekle kalmıyoruz, onunla kendimizi yeniden keşfediyoruz.
Özdeşleşiyoruz. Ağlıyoruz. Gülüyoruz. İçimizde çözülmemiş düğümleri fark ediyoruz.

Çünkü bir sahne, bir replik, bir bakış bile… bazen yıllardır duymaya cesaret edemediğimiz bir gerçeği fısıldayabilir.
En son hangi film sizi susturdu, düşündürdü ve iç dünyanıza bir kapı araladı?

Gün içinde “Neden böyle yaptım ki?” diye düşündüğünüz o anlar var ya—belki de bilinçaltınızın size gönderdiği zarif, ama...
11/04/2025

Gün içinde “Neden böyle yaptım ki?” diye düşündüğünüz o anlar var ya—belki de bilinçaltınızın size gönderdiği zarif, ama güçlü mesajlardır. Bastırılmış duygular, geçmiş yaşantıların izleri ve farkında olmadan geliştirdiğiniz düşünce kalıpları… Tüm bunlar, zihninizin görünmeyen ama etkili bir katmanında çalışır. Freud’un meşhur buzdağı benzetmesi burada devreye girer: Zihnin bilinçli kısmı yalnızca suyun üstündeki küçük parça, asıl derinlikler ise gözden uzakta ama etkisi büyük.

Peki ya sabah uyandığınızda içinizi kaplayan o açıklanamaz his? Ya da tam da ihtiyacınız olan cevabı bir esprinin içinde bulmanız? Bunlar tesadüf değil. Belki de bilinçaltınız sizinle konuşuyor.

Milton Erickson’un dediği gibi: “İnsanların içinde, onların ne yapmaları gerektiğini bilen bir parça vardır.” İşte o parçaya ulaşmak, değişimin ve farkındalığın kapısını aralar.

Bazen bir rüya, bazen gözünüzün önünden geçen bir sahne ya da hiç olmadık bir anda gelen bir his… Bilinçli zihniniz susarken, bilinçaltınız konuşmaya başlar. Onu dinlemek için durmaya, merak etmeye ve anlamaya istekli misiniz?

Descartes, “Düşünüyorum, öyleyse varım.” diyerek bilinç ve varoluş arasındaki bağı vurgulamıştı. Peki, bilincimizin deri...
02/04/2025

Descartes, “Düşünüyorum, öyleyse varım.” diyerek bilinç ve varoluş arasındaki bağı vurgulamıştı. Peki, bilincimizin derinliklerine indiğimizde ne olur? Hipnoz, zihnimizin otomatik süreçlerini keşfetmemizi sağlar mı?

Bilinçaltımız, çoğu zaman farkında olmadan bizi yönlendiren bir güçtür. Hipnoz, bu derin yapıya erişerek düşüncelerimizi, alışkanlıklarımızı ve inançlarımızı şekillendirme gücüne sahip olabilir. Descartes’ın felsefi sorgulamalarından yola çıkarak, belki de şu soruyu sormalıyız: Gerçekten özgür müyüz, yoksa bilinçaltımızın hipnotik telkinleriyle mi hareket ediyoruz?

Zor Zamanlarda Güçlü Kalmanın Bilimsel YöntemleriPsikolojik dayanıklılık, bireyin stres, travma ve zorluklarla başa çıkm...
25/03/2025

Zor Zamanlarda Güçlü Kalmanın Bilimsel Yöntemleri

Psikolojik dayanıklılık, bireyin stres, travma ve zorluklarla başa çıkma kapasitesini artıran bilişsel ve duygusal süreçlerin bütünüdür. Araştırmalar, dayanıklılığı yüksek bireylerin olumsuz olayları daha esnek yorumladığını, duygusal regülasyon becerilerinin gelişmiş olduğunu ve sosyal destek sistemlerinden etkin şekilde faydalandığını gösteriyor.

🔹 Bilişsel Yeniden Çerçeveleme: Zorlukları tehdit yerine büyüme fırsatı olarak görmek, stresin olumsuz etkilerini azaltır.
🔹 Duygusal Regülasyon: Mindfulness ve nefes egzersizleri, duygu kontrolünü geliştirerek bireyin daha sağlıklı tepkiler vermesini sağlar.
🔹 Sosyal Destek: Güçlü sosyal bağlar, stresle başa çıkmayı kolaylaştırır ve beyin kimyasallarını (oksitosin, serotonin) dengeleyerek ruh halini iyileştirir.
🔹 Fiziksel Sağlık: Düzenli uyku, dengeli beslenme ve egzersiz, stres hormonlarını düzenleyerek psikolojik dayanıklılığı artırır.

Kendini sürekli yorgun, isteksiz ve odaklanmakta zorlanırken buluyor musun? Bu bir motivasyon eksikliği mi, yoksa tükenm...
18/03/2025

Kendini sürekli yorgun, isteksiz ve odaklanmakta zorlanırken buluyor musun? Bu bir motivasyon eksikliği mi, yoksa tükenmişlik sendromu mu?

•⁠ ⁠Motivasyon Eksikliği: Geçici bir durumdur, ilham verici bir ortam, küçük hedefler veya dinlenme ile geri kazanılabilir.
•⁠ ⁠Tükenmişlik: Uzun süreli stres ve aşırı yüklenmenin sonucudur, fiziksel ve zihinsel yorgunlukla kendini gösterir. Çözümü ise derin dinlenme, sınır koyma ve profesyonel destek almaktır.

Kendine sor: "Beni ne yordu?" Eğer cevap “Sadece biraz ara vermeye ihtiyacım var” ise motivasyonunu tazeleme vakti. Eğer “Ne kadar dinlensem de toparlanamıyorum” diyorsan, tükenmişlik yaşıyor olabilirsin.

Kendini dinle, sınırlarını tanı ve gerektiğinde destek al!

Bağımlı ilişkiler mi kuruyorsun? Sevgi, fedakarlık demek olabilir ama kendinden vazgeçmek değil! Eğer ilişkilerinde süre...
11/03/2025

Bağımlı ilişkiler mi kuruyorsun?

Sevgi, fedakarlık demek olabilir ama kendinden vazgeçmek değil! Eğer ilişkilerinde sürekli onay arıyor, yalnız kalmaktan korkuyor ya da sınır koymakta zorlanıyorsan, sağlıklı bir bağ yerine bağımlılık geliştirmiş olabilirsin.

✨ Kendine şu soruları sor:
✔️ Kendi ihtiyaçlarını ne kadar önceliklendiriyorsun?
✔️ Karşındaki olmadan eksik hissediyor musun?
✔️ Hayatındaki sınırlar net mi?

Unutma, sağlıklı ilişkiler özgürlükle güçlenir, bağımlılıkla değil!

Address

Tokat

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psk. Dr. Ahmet Erdem posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category