Psikolojikdestekterapi

Psikolojikdestekterapi Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Psikolojikdestekterapi, Psychologist, Tuzla.

Bir oda düşün, 🏡 iki sandalye, 🪑 ve aralarında görünmeyen üçüncü bir alan. 🌫️Danışan konuşur,ama aslında bazen sana deği...
02/03/2026

Bir oda düşün, 🏡
iki sandalye, 🪑
ve aralarında görünmeyen üçüncü bir alan. 🌫️

Danışan konuşur,
ama aslında bazen sana değil,
geçmişindeki anneye, babaya, terk edene,
hayran kaldığına ya da nefret ettiğine konuşur.

Sen o anda bir terapist olmaktan çıkar,
bir zamanlar onu inciten ya da kurtaran
bir figüre dönüşürsün.

İşte terapi tam burada başlar.

Çünkü aktarım,
geçmişin bugüne yazdığı mektuptur.

Ve sen o mektubu açarsın,
yüksek sesle okumazsın hemen;
önce birlikte bakarsınız satır aralarına.

“Şu an bana kızgın mısın?”
“Beni de mi terk edecekmişim gibi hissediyorsun?”
“Şu anda seni anlamadığımı mı düşünüyorsun?”

Aktarım odaklı terapi,
duyguların kaçırılmadığı bir çalışmadır.
Yoğundur.
Yakındır.
Bazen sarsıcıdır.

Savunmaların arkasındaki bölünmüş temsilleri
aynı zihinde yan yana getirmeye çalışır:

Hem sevilen
hem öfkelenilen
aynı kişidir.

Hem güçlü
hem kırılgan
aynı benliğin parçalarıdır.

Terapist aynadır ama pasif değildir.
İlişkinin içindedir.
Net, çerçeveli, tutarlıdır.

Ama asıl yaptığı şey şudur:
İlişkiyi,
terapi odasının içinde,
canlı canlı incelemek.

Çünkü değişim,
geçmişi anlatmakla değil,
onu burada ve şimdi yeniden yaşarken
fark etmekle olur.

Duygusal farkındalık.Kişi kendi duygusunu tanımlayabiliyor mu?Öfkenin altında kırgınlığı,mesafenin altında incinmeyi gör...
24/02/2026

Duygusal farkındalık.

Kişi kendi duygusunu tanımlayabiliyor mu?
Öfkenin altında kırgınlığı,
mesafenin altında incinmeyi görebiliyor mu?”

“‘Sen hep böylesin’ yerine,
‘Bu olduğunda kendimi değersiz hissediyorum’ diyebilmek
duygusal olgunluktur.”

Uzun zamandır çiftlerle çalışıyorum. Çiftler arasında sorun olarak gördüğüm üç temel konu var.Birincisi, kişinin kendi k...
17/02/2026

Uzun zamandır çiftlerle çalışıyorum. Çiftler arasında sorun olarak gördüğüm üç temel konu var.

Birincisi, kişinin kendi kimliğini kabul ettirme çabasıdır. Partnerlerden biri bu çabaya girdiğinde, kendini değersiz, görülmemiş, desteksiz hatta saygı duyulmamış hissediyor.

İkincisi bağlanma problemi. Partnerler arasındaki güven duygusu tam olarak inşa edilmediğinde, taraflardan biri “Acaba beni seviyor mu?”, “Yeterince önemli miyim?”, “Terk edilir miyim?” gibi kaygılar yaşayabiliyor. Bu kaygılar, sürekli bir kontrol hâline, takip etmeye ve kanıt arayışına dönüşebiliyor. Güven problemi yaşayan kişinin aslında partneri tarafından anlaşılmaya ihtiyacı vardır. “Sen benim için değerlisin, senin güvende hissetmen için elimden geleni yapacağım.” mesajını hem sözel hem davranışsal olarak alması gerekir.

Üçüncü ve çok sık karşılaştığımız konu ise tekrar tekrar gündeme gelen eski meselelerdir. Bunu çift terapisinde oldukça sık konuşuyoruz. Çiftler bu olayları gerçekten geride bırakmakta zorlanıyorlar. İstedikleri şey, bu konuların artık konuşulmaması; ancak bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.

Tekrar tekrar gündeme gelen konuların artık açılmaması için, konuyu gündeme getiren kişiye karşı empatik olunmalıdır. Ne demek istiyorum? Eğer empati, sorumluluk alma ve telafi net değilse, güven yeniden inşa edilmemiştir. Bu durumda geçmiş, kapanmamış bir borç gibi tekrar gündeme gelir.

Konu ne olursa olsun, yaşandığı anda karşı tarafın ihtiyaç duyduğu duygunun ona yansıtılması gerekir. Savunmayı bırakmak gerekir. “Şunları yaptım ama bunları fark etmiyorsun.” ya da “Görmüyorsun.” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Bunun yerine:

“Seni bunları yaşarken yalnız bıraktım. Yanında olmalıydım.”
“Seni bu konuda çok incittim.”
“O gün seni yalnız bıraktım. Bunun sende ne yarattığını şimdi daha iyi görüyorum. Böyle hissetmene sebep olduğum için üzgünüm. Bundan sonra … yapacağım.”

gibi sorumluluk alan ve empati içeren ifadeler kullanılmalıdır.

17/11/2025

💔 Kaygili baglanan biri → partnerinin sessizligini
“terk edilme” olarak algilayabilir. 💖

Bu kitap, bir insan hayatın içinde aktifken nasıl intiharı düşünebilir ve intihar edebilir sorusunu aklıma getirdi. Norm...
25/09/2025

Bu kitap, bir insan hayatın içinde aktifken nasıl intiharı düşünebilir ve intihar edebilir sorusunu aklıma getirdi.
Normalde depresif bir yapının intihara meyilli olduğunu biliriz. Ancak bazı klinik vakalar vardır: borderline kişilik örgütlenmesi, bipolar bozukluk, atipik depresyon, maskelenmiş depresyon ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile komorbid depresyon tanısı almış kişilerin intihara meyilli olduklarını biliyoruz. Bu kişiler, belli dönemlerde hayatın içinde enerjik, işlevsel ve üretken görünebilirler. Kişi aynı anda hem hayata katılıyor gibi görünüp hem de iç dünyasında umutsuzluk yaşayabilir. Bu yüzden risk değerlendirmesinde sadece “işlevsellik” değil, içsel duygulanım mutlaka sorgulanır.

🌹 Musa Eroğlu-Mihriban-Psikolojik çözümlemesi 🌹
23/09/2025

🌹 Musa Eroğlu-Mihriban-Psikolojik çözümlemesi 🌹

🎈🪔🎞️🌅🏡💞
12/09/2025

🎈🪔🎞️🌅🏡💞

Terapide Oral edilgen: Terapide bağımlılık aktarımını fark edip, danışanı özerkliğe doğru desteklemek.Oral agresif: Öfke...
27/08/2025

Terapide
Oral edilgen: Terapide bağımlılık aktarımını fark edip, danışanı özerkliğe doğru desteklemek.
Oral agresif: Öfkenin ardındaki ihtiyaçları görünür kılmak, sağlıklı ifade kanalları oluşturmak.
Her ikisinde de: Terapötik ilişki “erken dönem anne-çocuk ilişkisini” yeniden canlandırır ve onarıcı bir deneyim sağlanır.

Masterson, ergenlerin kendilerine zarar verici davranışlarını (alkol ve madde kullanımı, intihar düşünceleri ve girişiml...
26/08/2025

Masterson, ergenlerin kendilerine zarar verici davranışlarını (alkol ve madde kullanımı, intihar düşünceleri ve girişimleri, depresif tablolar, okuldan kaçma ya da bedenlerinde iz bırakma gibi ) sadece “ergenlik bunalımı” olarak nitelendirmenin yetersiz olduğunu vurgulamıştır. Onun araştırmalarına göre, bu davranışların kökeni erken gelişim evrelerinde aranmalıdır.

Bebeklik döneminde “yeniden yakınlaşma krizi” yaşayan ve bu süreçte ayrılma-bireyleşme güçlükleri yaşayan bebekler, nasıl sağlıklı bir şekilde bireyselleşmekte zorlanıyorlarsa, ergenler de benzer biçimde kimlik ve ayrışma süreçlerinde ciddi çatışmalar yaşamaktadır. Masterson, borderline ergenin temel sorununun egonun gelişimsel duraklaması olduğunu belirtmiştir. Bu duraklama ise çoğu kez annenin çocuğun egosunu destekleme kapasitesindeki yetersizliklerden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, anne-bebek ilişkisinde bebeğin ayrılma-bireyselleşme süreci desteklenmediğinde, çocuk başarısızlığa uğrar; bu başarısızlık da ergenlik döneminde kendine zarar verici davranışlar ve yoğun duygusal krizler şeklinde yeniden sahneye çıkar.

Duygusal Eşzamanlılık: Daniel Stern’in en özgün ve etkileyici kavramlarından biridir. Bu kavram, bebekle bakımveren (çoğ...
18/07/2025

Duygusal Eşzamanlılık:
Daniel Stern’in en özgün ve etkileyici kavramlarından biridir. Bu kavram, bebekle bakımveren (çoğunlukla anne) arasındaki ilişkiyi bir tür duygusal dans gibi tanımlar. Bu dans, sözcüklerle değil; ses tonu, yüz ifadesi, beden dili, zamanlama ve ritimle kurulur. Duygusal eşzamanlılık, bakımverenin bebeğin duygusal haline empatik olarak karşılık vermesi anlamına gelir. Buradaki önemli nokta, bakımverenin bebeğin duygusunu taklit etmesi değil, ona duygusal olarak uyumlanmasıdır.Bu durumda, bebek “anlaşıldığını” hisseder. Bu, sadece o an için değil, bebekte bir güven ve duygusal zemin inşası açısından da çok önemlidir.
Stern bu kavramı sadece bebekler için değil, psikoterapide de merkeze alır.
Terapi odasında danışan, ancak duygusal olarak eşzamanlanmış bir terapistle “anlaşılmış” hisseder. Bu anlar iyileştirici mikro anlar olarak kabul edilir.

“Hayatın iniş çıkışlarına karşı en iyi panzehir, diğer insanlardır.”Martin Seligman
24/06/2025

“Hayatın iniş çıkışlarına karşı en iyi panzehir, diğer insanlardır.”

Martin Seligman

Neden tatile ihtiyaç duyarız? 🐳🌝🪷🍓🍉🍦🏊🏻‍♀️Tatil, insan zihni ve ruhu için bir “yeniden başlatma” tuşudur. Sadece kaçış de...
12/06/2025

Neden tatile ihtiyaç duyarız? 🐳🌝🪷🍓🍉🍦🏊🏻‍♀️
Tatil, insan zihni ve ruhu için bir “yeniden başlatma” tuşudur. Sadece kaçış değil, toparlanma ve kendini yeniden kurma fırsatıdır.
Günlük hayatın sürekli tekrar eden yapısı (iş, sorumluluklar, sosyal roller) zihinsel olarak tüketici olabilir. Tatil, bu rutini kesintiye uğratarak “yenilik” ihtiyacını karşılar.
Beyin, yeni ortamlarla karşılaştığında dopamin (motivasyon ve öğrenmeyle ilişkili) salgılar; bu da canlanma hissi yaratır.
İş, sorumluluklar ve şehir hayatı kronik stres hormonlarını (özellikle kortizol) yükseltir.
Doğa, deniz, yeşillik gibi çevresel uyaranlar parasempatik sinir sistemini aktive ederek rahatlama sağlar.
Bu da stres hormonlarını düşürüp duygusal dengeyi tekrar kurar.
Günlük hayatta insanlar “işte çalışan”, “ebeveyn”, “eş” gibi rollere sıkışabilir.
Tatilde birey, bu rollerin dışına çıkarak sadece “kendisi” olabilir.
Bu, özgürlük hissi yaratır ve benlik algısını güçlendirir.
Tatil, içe dönme ve “kendini duyma” fırsatı sunar. Yalnız yapılan tatiller özellikle içgörü sağlar.
Kimi zaman, hayatla ilgili kararlar bile tatilde daha net hale gelir; çünkü dış sesler azalır.
Sevdiklerinle geçirilen kaliteli tatil zamanı, bağları güçlendirir.
Ortak anılar, ilişkiyi besler. Ayrıca iletişim daha rahat ve keyifli bir hale gelir.

Address

Tuzla
34944

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Psikolojikdestekterapi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Psikolojikdestekterapi:

Share

Share on Facebook Share on Twitter Share on LinkedIn
Share on Pinterest Share on Reddit Share via Email
Share on WhatsApp Share on Instagram Share on Telegram

Category